Gezek, Ahmet2022-03-052022-03-052021-062718-0646http://dspace.yalova.edu.tr/handle/1/405Arap belâgatında cümle, haber ve inşâ olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Haber cümlesinin iki asli gayesi olup bu iki asli gayeden fâide-i haber, muhataba bilmediği bir haberi iletmek demektir. Lâzım-ı fâide ise; muhataba bildiği bir haberi iletmektir. Bu tür haberlerde mütekellim / sözü söyleyen kimse, muhataba ilettiği haberi bildiğini gösterir ve lâzım-ı fâide olan cümleler muhataba bilgi açısından fayda sağlamaz. Bu çalışmada; lâzım’ı fâide cümlelerinin ne olduğu incelenmiş, Kur’ân-ı Kerîm’de müfessirlerin “lâzım-ı fâide vardır” dedikleri ayetlerden örnekler verilmiş ve Kur’ân-ı Kerîm’de lâzım-ı fâideyi anımsatan bazı cümlelere dair müfessirlerin görüşleri incelenmiştir. Bazen bir müfessirin “şu ifadede lâzım-ı fâide vardır” dediği bir ayete diğer bir müfessir o cümlede farklı bir gayenin var olduğunu söylemiştir.trLâzım-ı fâide, Haber, İnşâ, Belâgat, Müfessir.Arap Belâgatında Lâzım-ı Fâide-i Haber Kavramı ve Müfessirlerin Bu İfadelere Dair GörüşleriArticle