İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Permanent URI for this collection
Browse
Browsing İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi by Author "ERARSLAN, CEMİL"
Now showing 1 - 3 of 3
Results Per Page
Sort Options
Item Küresel Finansal Krizin Evrimi: Mortgage Krizinden Avrupa Borç Krizine Nedenleri, Etkileri ve Sonuçları Açısından(4T Yayınevi, 2021) ERARSLAN, CEMİLItem Küresel Finansal Krizin Evrimi: Mortgage Krizinden Avrupa Borç Krizine Nedenleri, Etkileri ve Sonuçları Açısından(4T Yayınevi, 2021) ERARSLAN, CEMİL2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin finansal ve konut sektörlerinde yaşanan problemlerin açığa çıkması ile başlayan ve “Mortgage Krizi” olarak ad landırılan finansal kriz, kısa sürede dış ticari ve finansal bağlantılar yoluyla Av rupa Birliği ülkelerine sıçrayarak 2008/2009 yıllarında küresel bir borç krizine dönüşmüştür. Söz konusu küresel finansal kriz, akademik olduğu kadar reel politik ve toplumsal yaşamda da oldukça ilgi çekmiştir. Bu konuda literatürde çok sayı da çalışma yapılmıştır. Global finansal kriz, küreselleşmenin en yoğun biçimde yaşandığı ve bilgi işlem teknolojilerinin geliştiği çağımızda, ulusal ve bölgesel eko nomilerde yaşanan sorunların dünya ekonomisini tehdit eder hale geldiğinin en iyi örneğidir. Bu bağlamda küresel finansal krizin nedenlerini, etkilerini ve krizle müca dele yöntemlerini içeren çok sayıda ulusal ve uluslararası toplantılar yapılmış, akademik makaleler ve kitaplar yayınlanmış, iktisat politikası önlemleri alınmış ve bu konuda zengin bir literatür oluşmuştur. Ancak ülkeler tarafından alınan büyük kapsamlı parasal ve mali tedbirler ile kurtarma paketlerine rağmen küre sel finansal kriz, uzun yıllar etkisini devam ettirmiştir. IMF, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği’nin yayınladığı tartışma raporlarına göre de küresel borç krizinin gelişmiş ülke ekonomilerini görece daha fazla negatif yönde etkilediği görülmekte dir. Küresel finansal kriz sebebiyle krizin yaşandığı ülke ekonomilerinde büyüme oranları yavaşlamış, işsizlik oranları artış göstermiş, milli gelirler hızla düşmüş ve toplam yatırımlar azalmıştır.Item TÜRKİYE'NİN 2003-2021 DÖNEMİNDEKİ MAKROEKONOMİK PERFORMANSINA İLİŞKİN BİR DEĞERLENDİRME(International Journal of Disciplines In Economics and Administrative Sciences Studies (IDEAstudies), 2021) ERARSLAN, CEMİLDünyanın en büyük yirmi ekonomisi arasında yer alan ve gelişmekte olan bir ülke Türkiye, 2001 krizinden sonra 2013 yılına kadar hızlı bir büyüme trendine girmiş ve özellikle üretim, milli gelir, ihracat, bütçe dengesi, fiyat ve kur istikrarı açısından önceki dönemlere kıyasla oldukça iyi bir makroekonomik performans sergilemiştir. Bunda 2001 krizinden sonra TCMB’nin bağımsız hale getirilerek fiyat istikrarı hedefine odaklanmasının sağlanması, para politikasının şeffaf ve hesap verebilirliğinin artırılması, mali disiplinin gerçekleştirilerek faiz dışı bütçe fazlasının yükseltilmesi, finansal piyasaların gelişmişliği ile derinliğinin artırılması, özelleştirmelerin tamamlanması gibi yapısal ve kurumsal reformlar ile Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’nın başarılı bir şekilde uygulanmasının büyük rolü olmuştur. 2013 yılından itibaren ise reform kapasitesinin yitirilmesi, yurt içi ve yurt dışı kaynaklı olarak yaşanan negatif şoklar, jeopolitik risklerdeki artışlar, fiyat ve kur istikrarının bozulması gibi sebeplerle Türkiye’nin makroekonomik performansı zayıflamıştır. Çalışmanın amacı son dönem iktisadi veriler ışığında Türkiye ekonomisinin 2003-2021 yılları arasındaki makroekonomik performansını incelemektir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre Türkiye’nin makroekonomik performansını tekrardan artırabilmesi için enflasyonla mücadeleyi ve fiyat istikrarını sağlamayı temel iktisat politikası hedefi olarak belirlemesi, sıkı para ve maliye politikası ile parasal ve mali disiplini sağlaması, faiz dışı bütçe fazlasını artırması, doğrudan ve dolaylı yabancı yatırımları teşvik edebilmek için güven ortamını iyileştirmesi, cari açıkları kontrol altına alabilmek için döviz kuru istikrarını sağlaması, ihracat ürünleri ile pazarlarını çeşitlendirebilmesi, ara ve yatırım mallarında dışa bağımlılığı azaltması ve bunun için de alternatif enerji kaynakları yatırımlarına ağırlık vermesi gerekmektedir.