Hukuk Fakültesi
Permanent URI for this collection
Browse
Browsing Hukuk Fakültesi by Author "Necip Taha Gür"
Now showing 1 - 4 of 4
Results Per Page
Sort Options
Item İdarenin Sessizliğinin Bir Görünümü Olarakİdari Tolerans ve Bireyin Bu Sessizlikten Faydalanması(2023-03-20) Necip Taha GürItem İdari Hakimin Kanuna Rağmen Dereceli Yargılamayı Sağlama Direnci: Bölge İdare Mahkemesinin Dosyayı Geri Göndermesi Hakkında Bir Etüd(2025-03-26) Necip Taha Gürİstinaf kanun yolunun uygulanmaya başlamasından bugüne, üzerinde tartışmaların sürdüğü bazı konular bulunmaktadır. Bölge idare mahkemelerinin istinaf denetiminde kural ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp esas hakkında karar vermesi iken kanun genel olarak ilk derece mahkemesinin esasa dair inceleme yapmadığı durumlarda kararı geri göndermesi gerektiği şeklinde düzenlemiştir. Hal böyle iken kanunda yazmayan geri gönderme sebepleri dışında, bölge idare mahkemeleri eliyle kanun yolunu genişletme izlenimi uyandıran uygulamalara rastlanılmaktadır. Bu tür uygulamayla bölge idare mahkemesi ile Danıştay ve ilk derece mahkemesi arasında bir gerilim meydana gelmektedir. Hem doktrin hem de yargı kararlarıyla eleştirilen bu uygulamayla ilgili olarak gelinen noktada, İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) 45/5 hükmünün anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuş ancak mahkeme söz konusu hükmü temyize tabi kararlar bakımından anayasaya aykırı görmemiştir. Buna rağmen Anayasa Mahkemesi’nin konuyla ilgili değerlendirmesinin, idari yargı yerleri bakımından itibar görüp görmediğinin incelenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bölge idare mahkemelerinin kanundaki açık hükmü ihmal ederek, dereceli yargılamayı sağlamak gayesiyle geliştirdikleri uygulamanın sürüp sürmediğinin Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Bölge İdare Mahkemeleri kararları ışığında güncel olarak analiz edilmesi, kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapma konusunda insiyatif almasını da gerekli kılabilir. Ayrıca dereceli yargılamanın sağlanması amacıyla kanunda belirtilmeyen gönderme sebepleri dışında kararın geri gönderilmesinin diğer yargılama usulü ilkelerine de aykırılık gösterebileceğinin belirtilmesi önem arz etmektedir.Item İdari Yargıda Emsal Karar-Müstakar Karar ve İçtihat KavramlarıHakkında Bazı Mülahazalar(2024-12-31) Necip Taha GürBu çalışmada mahkeme kararları, yargılama hukuku açısından tasnif edilerek, bir mahkeme kararının başka mahkeme kararlarına etkisi bağlamında ele alınmıştır. Her mahkeme kararının içtihat özelliği göstermediği ortaya konulduktan sonra, emsal olaylarda benzer karar verilmesinin sağlanması için dikkate alınan ve dolayısıyla bağlayıcı olmayan mahkeme kararları değerlendirilmiştir. Bu minvalde emsal içtihadın hukuki istikrar gereği ikna edici kuvveti ortaya konulmuştur. Emsal olaylara benzer kararlar verilmesi yani bir içtihadın emsal alınmasının hukuk kaynağı olarak değeri Kıta Avrupası Hukuku ve Ortak Hukuk farklılıklarına işaret edilerek açıklanmıştır. İlke barındırmasının yanı sıra istikrar kazanmış bir içtihadın başka kararlara emsal alınması yani müstakar içtihat kavramı, bir Kıta Avrupası yargılama hukuku teorisi olan jurisprudence constante (müstakar içtihat) çerçevesinde ele alınmıştır. Ortak hukuktaki stare decisis (emsal karar) doktrininin Kıta Avrupası Hukuku’ndaki karşılığı olarak kabul edilen jurisprudence constante (müstakar karar) doktrini, hem bir müessese hem de Danıştay kararlarında görülen müstakar içtihat kavramı çerçevesinde incelenmiştir. Müstakar içtihadın nasıl oluştuğu ve bu içtihadın hakimin kararı üzerinde nasıl bir etkide bulunabileceği irdelenmiştir. Yine İdari yargıda mahkemenin müstakar içtihattan sapması sürpriz karar yasağı bağlamında ele alınmıştır. Re’sen araştırma ilkesi ile sürpriz karar yasağının bağdaşabilirliği, muhakeme hukukunun bir dalı olarak idari yargılama hukuku çerçevesinde tartışılmıştır. Türk yargılama hukukuna özgü bir müessese olan içtihadı birleştirmenin, müstakar içtihatla olan bağlantısı yargı kararları ışığında değerlendirilmiştir. Böylece mahkeme kararı, içtihat, emsal içtihat, müstakar içtihat ve içtihadı birleştirme kararlarının, muhakeme hukuku bakımından görünümünde, ilke barındıran, dikkate alınan, istikrar kazanmış ve bağlayıcı mahkeme kararı biçiminde başlıklandırmaya gidilerek bu kararlar arasındaki farklılık ve benzerlikler irdelenmiş, aralarında irtibat kurulmaya çalışılmıştır.