Browse
Recent Submissions
Item İdarenin Sessizliğinin Bir Görünümü Olarakİdari Tolerans ve Bireyin Bu Sessizlikten Faydalanması(2023-03-20) Necip Taha GürItem İdari Yargıda Emsal Karar-Müstakar Karar ve İçtihat KavramlarıHakkında Bazı Mülahazalar(2024-12-31) Necip Taha GürBu çalışmada mahkeme kararları, yargılama hukuku açısından tasnif edilerek, bir mahkeme kararının başka mahkeme kararlarına etkisi bağlamında ele alınmıştır. Her mahkeme kararının içtihat özelliği göstermediği ortaya konulduktan sonra, emsal olaylarda benzer karar verilmesinin sağlanması için dikkate alınan ve dolayısıyla bağlayıcı olmayan mahkeme kararları değerlendirilmiştir. Bu minvalde emsal içtihadın hukuki istikrar gereği ikna edici kuvveti ortaya konulmuştur. Emsal olaylara benzer kararlar verilmesi yani bir içtihadın emsal alınmasının hukuk kaynağı olarak değeri Kıta Avrupası Hukuku ve Ortak Hukuk farklılıklarına işaret edilerek açıklanmıştır. İlke barındırmasının yanı sıra istikrar kazanmış bir içtihadın başka kararlara emsal alınması yani müstakar içtihat kavramı, bir Kıta Avrupası yargılama hukuku teorisi olan jurisprudence constante (müstakar içtihat) çerçevesinde ele alınmıştır. Ortak hukuktaki stare decisis (emsal karar) doktrininin Kıta Avrupası Hukuku’ndaki karşılığı olarak kabul edilen jurisprudence constante (müstakar karar) doktrini, hem bir müessese hem de Danıştay kararlarında görülen müstakar içtihat kavramı çerçevesinde incelenmiştir. Müstakar içtihadın nasıl oluştuğu ve bu içtihadın hakimin kararı üzerinde nasıl bir etkide bulunabileceği irdelenmiştir. Yine İdari yargıda mahkemenin müstakar içtihattan sapması sürpriz karar yasağı bağlamında ele alınmıştır. Re’sen araştırma ilkesi ile sürpriz karar yasağının bağdaşabilirliği, muhakeme hukukunun bir dalı olarak idari yargılama hukuku çerçevesinde tartışılmıştır. Türk yargılama hukukuna özgü bir müessese olan içtihadı birleştirmenin, müstakar içtihatla olan bağlantısı yargı kararları ışığında değerlendirilmiştir. Böylece mahkeme kararı, içtihat, emsal içtihat, müstakar içtihat ve içtihadı birleştirme kararlarının, muhakeme hukuku bakımından görünümünde, ilke barındıran, dikkate alınan, istikrar kazanmış ve bağlayıcı mahkeme kararı biçiminde başlıklandırmaya gidilerek bu kararlar arasındaki farklılık ve benzerlikler irdelenmiş, aralarında irtibat kurulmaya çalışılmıştır.Item İdari Hakimin Kanuna Rağmen Dereceli Yargılamayı Sağlama Direnci: Bölge İdare Mahkemesinin Dosyayı Geri Göndermesi Hakkında Bir Etüd(2025-03-26) Necip Taha Gürİstinaf kanun yolunun uygulanmaya başlamasından bugüne, üzerinde tartışmaların sürdüğü bazı konular bulunmaktadır. Bölge idare mahkemelerinin istinaf denetiminde kural ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp esas hakkında karar vermesi iken kanun genel olarak ilk derece mahkemesinin esasa dair inceleme yapmadığı durumlarda kararı geri göndermesi gerektiği şeklinde düzenlemiştir. Hal böyle iken kanunda yazmayan geri gönderme sebepleri dışında, bölge idare mahkemeleri eliyle kanun yolunu genişletme izlenimi uyandıran uygulamalara rastlanılmaktadır. Bu tür uygulamayla bölge idare mahkemesi ile Danıştay ve ilk derece mahkemesi arasında bir gerilim meydana gelmektedir. Hem doktrin hem de yargı kararlarıyla eleştirilen bu uygulamayla ilgili olarak gelinen noktada, İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) 45/5 hükmünün anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuş ancak mahkeme söz konusu hükmü temyize tabi kararlar bakımından anayasaya aykırı görmemiştir. Buna rağmen Anayasa Mahkemesi’nin konuyla ilgili değerlendirmesinin, idari yargı yerleri bakımından itibar görüp görmediğinin incelenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bölge idare mahkemelerinin kanundaki açık hükmü ihmal ederek, dereceli yargılamayı sağlamak gayesiyle geliştirdikleri uygulamanın sürüp sürmediğinin Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Bölge İdare Mahkemeleri kararları ışığında güncel olarak analiz edilmesi, kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapma konusunda insiyatif almasını da gerekli kılabilir. Ayrıca dereceli yargılamanın sağlanması amacıyla kanunda belirtilmeyen gönderme sebepleri dışında kararın geri gönderilmesinin diğer yargılama usulü ilkelerine de aykırılık gösterebileceğinin belirtilmesi önem arz etmektedir.Item "Hukuk ve Sinema İlişkisi: Bir İçerik Denemesi"(Sümer Kitabevi Yayınları, 2021-03-23) Yıldırım, DilaraHukuk ve popüler kültür çalışmaları bağlamında ele alınan hukuk ve sinema, son yıllarda ülkemiz hukuk fakültelerinde seçmeli ders olarak yerini almaya başlamıştır. Hukuk ve toplum çalışmaları ile gündeme gelen bu alan oldukça yeni olduğundan henüz belirlenmiş bir müfredatı bulunmadığı gibi, dersler de genellikle film okumaları üzerinden sürdürülmektedir. Bu çalışma ile ilgili alana teorik bir başlangıç noktası sunulmaya çalışılmış, pratik karşılıklarından önce hukuku sinemaya bağlayabilecek alanların neler olabileceği incelenmeye çalışılmıştır.Item "Ceza Hukuku Teorisi"(Islık Yayınları, 2021-06) Yıldırım, DilaraThe Blackwell Guide to the Philosophy of Law and Legal Theory başlıklı edite kitap içerisinde, Douglas Husak tarafından kaleme alınan "Criminal Law Theory" adlı çalışmanın çevirisidir.Item Uluslarararası Hukukta Şeffaflık(On İki Levha, 2021-07-24) Kayhan, Ali KeremItem "Hukuk ve İletişim Bağlamında Siyahilerin Hak Arayışı: 'Mississippi Burning (1988)' Örneği"(Sümer Kitabevi Yayınları, 2021-07-26) Yıldırım, DilaraHukuk ve iletişim ilişkisi, hukuk sosyolojisinin çalışma alanı içerisinde yer alır. İletişim öznelerarası anlamın bir aracı olduğu gibi, hukuk da iletişim başvurduğu bir başka araç olarak nitelenebilir. Bu bağlamda hukukun doğrudan aktarıldığı yasalar yahut görsel ve işitsel medya bu verilerin taşındığı alanlardır. Görsel iletişim en başat örneği olan sinema ise hukukun, toplumsal gerçeklikten ziyade kurgusal bir gerçeklik olarak toplumsal davranışları düzenleme, hukuka ilişkin bilgiyi inşa etme imkanına sahiptir. Söz konusu çalışmada, toplumun mevcut hukuk algısını göstererek değişime katkı sunmaya çalışan "Mississippi Burning (1988)" filmi incelenerek, siyahilerin ırkçılığa karşı adalet talebinin bir iletişim aracı nasıl kullanıldığı konu edilmiştir.Item İLETİŞİM SÜRECİ VE ORTAK ANLAM ORTAMI OLARAK HUKUK(Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021) işsevenler, osman vahdetÖz:Makale hukuk ve iletişim arasındaki ontolojik ilişkiyi, insan doğasını dikkate alarak tartışmaktadır. İnsan dilinin ayırt edici özelliklerinden birisi soyutlama imkanıdır. Bu imkan, hukuk gibi soyut varlıkları tasarlayabilmeyi, bilgi üretmeyi, değerleri tanımayı mümkün kılar. Bu sayede insan hareketleri tepkisel davranışlar düzeyinde kalmaz, gerekçelendirilmiş eylem niteliği edinir. Hukuk da eylem gerekçelerinin özel bir türüdür. Bununla beraber hukuk, bireysel bir tasarım olmaktan ziyade kamusal iletişimin ürünü ve aynı zamanda bu iletişimi yönlendiren bir ortamdır. Hukuk, yasa koyucuyla yurttaşın ve kamunun kendi iç iletişiminin bir ürünü olduğu kadar, bu iletişimin gerçekleştiği ortamdır da aynı zamanda. Yasalar, yasa koyucunun duyurduğu davranış ölçütleri, yurttaşların davranış taahüdleri olduğu kadar bu iletişimin sürdürüleceği ortamı da temin eder. Hukuk ortamı, diğer iletişim ortamları gibi ancak belirli şartları yerine getiren mesajları transfer edebilir. Bu durum insanların hukuku belirlediği kadar hukukun da insanları belirlediğini ima eder. Tarihte hukukun toplumu, toplumun hukuku dönüştürdğü örneklere rastlayabiliriz. Yine hukukun iletişim araçlarının dönüşümünden etkilendiğini de gözlemleyebiliriz. Fakat hukuksuz bir toplum dilsiz bir toplum kadar olasıdır.Item TOWARDS A TALE OF TWO CITIES: WEST JERUSALEM AND INTERNATIONAL LAW IN 21ST CENTURY(Law and Justice Review Vol.22, 2022-07-15) Ali Osman, KaraoğluItem Küresel İdare Hukuku Teorisini Salgın Üzerinden Okumak(İstanbul Ticaret Üniversitesi, 2021-05-24) Gür, Necip TahaKüresel salgının ilan edilmesinden sonra her boyutuyla tartışma konusu edilen Dünya Sağlık Örgütü kararlarının milli idare hukuklarına etkileri başta olmak üzere, küreselleşme paradigmasıyla ortaya atılan devletsiz idare hukuku fikrinin ne kadar geçerliliğini sürdürdüğü tartışma konusu yapılacaktır. Küresel idare hukuku bu anlamda bir hayal miydi? Dünyanın bolluk döneminde olabileceği söylenen küresel bir idare hukuku, salgın sonrasında devletlerin merkezileşmesi ve kendi kabuklarına çekilmesi eğilimiyle başka bir görünüm mü göstermekteydi? Bu ve benzeri soruların cevapları aranmaya çalışılacaktır.Item Kamuya Ait Taşınmaz Malların Etkin Kullanılma Usulü Olarak İdareler Arası Mal Devri ve Yargı Kararlarındaki Görünümü(Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, 2021-12-17) Gür, Necip TahaBu çalışmada idareler arası mal devri, kamu mallarının etkin kullanılmasının bir usulü olarak, mal sahibi idarenin iradesinin devre etkisi yönüyle ele alınmıştır. Kamu mallarının etkin kullanılması şeklindeki üst başlıktan hareketle ve Kamulaştırma Kanunu’nun 30. maddesi merkeze yerleştirilmek suretiyle, farklı mevzuattaki mal devri hükümleri inceleme altına alınmıştır. Mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde mal devri usulünün, taraf iradelerinin uyumu ve taraf iradelerinde uyum olmamasına göre uygulanan ve mevzuata bağlı farklılaşan rejimi değerlendirilmiştir. Kamulaştırma Kanunu’nun 30. maddesine 2016 yılında eklenen hükümle birlikte artık resen bir mal devri usulü de söz konusu olduğundan, bu usulün temel esasları, diğer mal devri usullerinden farklılaşan noktaları ve amacı gibi hususlar açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır.Item La Luttre Contre Les Operations D initiés Double Protection En France(Annales de la Faculté de Droit d'İstanbul, 2015) Yaşar, Kenan EvrenTheoretically, financial markets are considered a place of transparency and fairness. They must be efficient, which implies that there is perfect information and known to all. However, it happens that some people are likely to harm them or to undermine equality among its investors. Especially when one of them in possession of inside information, decided to take advantage of the knowledge of others, who, unaware of this information. Investors who profited from the situation can then be prosecuted and / or administratively for «insider trading.» The study of this offense and failure to initiate the state of the current legislation is the subject of this work.Item Karşılaştırmalı Olarak Anayasayı İhlal Suçu(Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi / Journal of Penal Law Criminology / Zeitschrift für Strafrecht, 2014) Yaşar, Kenan EvrenItem Güncel Değişikliklerle Fransız Ceza Hukukunda Örgüt Kavramı ve Örgütlenme Suçları(Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi / Journal of Penal Law & Criminology / Zeitschrift für Strafrecht, 2015) Yaşar, Kenan EvrenItem Suçu ve Suçluyu Övme Suçu TCK m 215(Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2015) Yaşar, Kenan EvrenÖvmenin cezalandırılabilir olması için bir suça veya suçluya yönelmesi gerekmektedir. Kanun koyucu suça ve suçluya yönelik övgü içeren, onu haklılaştırmaya çalışan ifadeleri, kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlike doğurması durumunda bu düzeni korumak amacıyla . Suçun ifade edilen somut tehlike hali, her ne kadar ifade özgürlüğünün korunması için bir sınır oluşturuyor ise de, düzenleme ile ifade özgürlüğünü tehlikeye sokan bir suçun ortaya çıktığını tespit etmek mümkündür. Birçok ülke kanunda yer alan bu suçun uygulamasının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de sıklıkla kararlarında vurguladığı, Avrupa İnsan Haklar Sözleşmesi’nin 10. maddesi ile birlikte gerçekleştirilmesi gerekir.Item Ceza Muhakemesi Hukukunda Tanık Beyanının İtibari Değerine İlişkin Bazı Özel Durumlar(Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021-04) Canpolat, Cann criminal procedure law, anything that represents the crime can be evidence. In this respect, the rule of free evaluation of evidence applies in criminal procedure. In trial, the judge freely evaluates all the evidence which lawfully obtained and for which an evaluation prohobition is not foreseen (CMK Art.217/1). Similarly, during the investigation, the public prosecutor also has discretionary power in terms o f whether the evidence he/she obtained in accordance with inquisitorial principe constitutes a degree o f sufficient suspision to make a criminal charge against defendant. In criminalprocedure law, there is no legal rating ofthe credibility ofany type of evidence. However, depending on the evaluation oftheprosecutor orjudge, it differs for various reasons and whether the evidence has an evidentiary value in investigation and to what extent it will affect the proof in trial. In this study, the credibility of the witness statement as afrequently used evidence in criminalprocedure will be evaluated by taking into account whether the witness has directly observed the crime, his age, whether he has a criminal record based on theprevious criminal convictionfor any crime. In this context, the reasons affecting the credibility of the witness statement within the framework o f current practices in comparative law will be examined by including explanations regarding the Continental and Common Law legal systems.Item Ekonomik Suçluluk Bağlamında Şirket veya Kooperatifler Hakkında Yanlış Bilgi Suçu(Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2021-06) Canpolat, CanThe crime of giving false information about company or cooperatives is regulated in Turkish Criminal Code (TCK), within the crimes against property (Art. 164). However, this crime, in terms of its nature, serves to ensure the safe operation of the economic order, which is a part of the public order, but not to protecting any property value of individuals. In fact, the perpetrator provides false information in his/ her statements to the public or in the reports or suggestions he/she submitts to the general assembly of the company or the cooperative, and this act is sanctioned without seeking any results. In this respect, this crime locates in the core area of economic criminality, and that makes the systematic position of the regulation needs to be discussed. In this work, this issue was evaluated within the framework of the explanations about economic criminality, and a solution is presented. Besides, the elements of this crime and its special appearance forms were examined in this work by taking into account general concept and characteristics ofthis crime. In this framework, the regulations in the Turkish Commercial Code, Capital Market Code and Tax Procedure Code are considered.Item Adli Psikoloji Nazarında Ceza Muhakemesinde Gerçeğe Aykırı Tanık Beyanı(Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021-06)Forensic Psychology, involves the application of psychological knowledge and methods to legal matters. Therefore, it can be said that forensic psychology is located at the intersection of law and psychology and is a subfield of legal psychology. In this context, since the reliability of witness statement can be determined by methods related to psychology, it constitutes the subject of forensic psychology under the heading of statement psychology. The witness statement, which is a frequently referenced evidence in the criminal trial and its reliability is in close contact with the accuracy of the statement. Since the witness may make false statements for various reasons, the accuracy of the statement is often controversial. The reason why the witness statement does not match with the truth may be related to the cognitive process that occurs in the form of feeling, perception, remembering and making statements. However, the witness may knowingly misrepresent the truth because of social or personal reasons. In other words, the witness can lie. In this study, false witness statements will be discussed within the framework of forensic psychology and from both angles.Item YARGITAY HGK’NIN E: 2018/929, K: 2019/515 SAYILI TAŞINMAZ MAL SATIŞINA İLİŞKİN KARARININ AYIPLI İFA - EKSİK İFA ÖZELİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ(Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021-03) Kibar, Ahmet FevziTaşınmaz mal satış sözleşmesi kurulurken veya bu sözleşmenin kurulmasından sonra yargı kararına konu olan birçok sorun ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlardan biri de sözleşmeden yahut reklam vb. vasıtalarla vaat edilmesi sebebiyle doğan borcun gereği gibi ifa edilmemesidir (kötü ifa). Borcun gereği gibi ifa edilmemesi hâlleri çeşitlilik göstermektedir. Bu hâllerden ikisi ayıplı ifa ile eksik ifa halidir. Ayıplı ifa, özel olarak hem 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda hem de gerek 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da gerekse 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir. Eski tarihli Yargıtay kararlarının bir kısmında, eksik ifa halleri ayıplı ifa hâli olarak değerlendirilmiş ve yanlış kararlar tesis edilmiştir. Eksik ifanın ayıplı ifa olarak değerlendirilmesi tüketici aleyhine sonuçlar doğurmaktadır. Bu durum Tüketici Kanunu’nun ruhuna da aykırıdır. Ancak Yargıtay, yakın tarihli kararlarında bu yanlıştan dönmüştür.