Sanat ve Tasarım Fakültesi
Permanent URI for this collection
Browse
Browsing Sanat ve Tasarım Fakültesi by Author "Çulha, Dilek"
Now showing 1 - 8 of 8
Results Per Page
Sort Options
Item Alan Fletcher’ın Grafik Tasarım Anlayışı ve Bir Grafik Tasarım Grubu Olarak Pentagram(Gazi Üniversitesi, 2011-10) Çulha, DilekKimi kaynaklar, grafik tasarımın tarihini yazının bulunmasına kadar götürse de, günümüz grafik tasarım anlayışının temelleri yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde atılmıştır. Bilindiği gibi, grafik tasarım, 1919’da Almanya’da kurulan Bauhaus Okulu’nda kurumsal bir nitelik kazanır. Okulun Naziler tarafından 1931 yılında kapatılması ve faşist baskılar nedeniyle başka ülkelere kaçmak zorunda kalan eğitimcileri, 12 yıllık süreçte sayıca az ama hem teorik hem de uygulama alanında iyi eğitilmiş tasarımcıların yetişmesini sağlamakla kalmamış, sığındıkları ülkelerdeki grafik tasarımcıları da etkilemişlerdir. Özellikle Amerika, İsviçre ve İngiltere’de söz konusu hocalarla başlayan hareketlilik, grafik tasarımın kurumsal bir yapıya bürünmesinin ve gelişmesinin öncülü sayılabilir. Bu dönem, grafik tasarımın salt eğitimin değil; kişisel çabaların da önemli olduğu bir süreçtir. Bauhaus Okulu’nun önde gelen isimlerini yakından izleyerek, grafik tasarımın bugünkü algılanışını sağlayan tasarımcılardan biri de Alan Fletcher’dır. Paul Rand, Josef Albers, Robert Brownjohn, Ivan Chermayeff ve Tom Geismar’dan eğitim alan Fletcher, Bauhaus’un en çok ticaret ve endüstri dünyasının sanatla yakın ilişki içine girerek modern sistemlerle ortak bir çalışma platformu oluşturmak düşüncesinden etkilenmiştir. Bu fikir doğrultusunda, İngiltere’de Central School of Art’tan okul arkadaşı olan Collin Forbes ve Amerikalı reklamcı Bob Gill ile birlikte Fletcher/Forbes/Gill adlı tasarım şirketini kurarlar. 1972 yılında Kenneth Grange ve Mervyn Kurlansky’nin gruba katılımıyla ortak sayısı beşe çıkar ve gruba Pentagram (5 köşeli yıldız) adını verirler. 1992’de gruptan ayrılan Fletcher, 1994’de Phaidon yayın evinde sanat yönetmeni olarak çalışmaya başlar. Çalışmalarında asla taklit etmeyen bir tarz ile alışılmış kompozisyonlarla yapılmış o cansıkıcı savaş sonrası modernizmi belirgin bir şekilde kıran Alan Fletcher, ‘fikir’le ilgili düşüncelerinin yanı sıra fikri uygulama biçimi ve güncel tasarım anlayışını takip etmesi, O’nun grafik tasarım tarihinde önemli bir yer edinmesini sağlamıştır.Item Barbara Kruger’in Tasarımlarını Göstergelerarasılığın Yeniden Üretim Yöntemleriyle Okumak(IBAD Sosyal Bilimler Dergisi, 2019-08-22) Çulha, DilekPostmodern dönem, toplumun çeşitli alanlarındaki değişim ve dönüşümünü anlamlandıran kavram ve teorilerin eşliğinde tanımlanmaktadır. Bu eklektik yapıyı kuran yazın alanında metinlerarasılık ve görsel alanda göstergelerarasılığın içeriğinde irdelenen yeniden üretim modelleridir. Yeniden üretim; parodi (yansıma) ve pastiş (öykünme) gibi kavramlarla geçmiş ve gelecek arasında varlık gösteren yazının, söylemin ve görselin günün koşullarına dönüşümünün başka bir okuması olarak ele alınabilinir. Bu görüşü görsel sanatlar içinde tasarımlarına yansıtan isim Barbara Kruger’dir. Onun çift dille kodladığı eleştirel nitelikli tasarımları daha çok toplumsal bilinen bir bilgiyi kuran ataerkil yapının inşa ettiği, toplumsal gerçekliğin rolünü eleştirebilir kılmaktadır. Böyle bir okumanın amacı; grafik tasarımda fikir çözümlemesine düşünsel kuramlar ile yaklaşılabileceğine işaret etmektedir. Çünkü kuram, toplumsal yapının oluşturduğu bilgileri dönemin düşünsel koşullar doğrultusunda değişiminin sorgusunu açığa çıkarmaktadır. Bu bağlamda Kruger’in tasarımlarını kuram ile okumak; parodi ve pastişin açıklanmasını sağlarken, grafik dilinin zihinsel etkisinin anlaşılmasına yardımcı olması bakımından da önemlidir.Item Grafik Tasarımda Tipografinin Deneysel Tavrı(II. Uluslararası Sosyal Bilimler Sempozyumu, 2017-05) Çulha, DilekEn genel anlamda tipografi, anlamlı bütünü okunur kılan, kelimeleri ve sesi temsil eden, görsel bir dil olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda tipografi, sözel metinleri anlamlı yapıya dönüştüren yazının form-biçim olarak taşıyıcısıdır. Johannes Gutenberg’in matbaa sistemi üzerine arayışları ve kurşun kalıpları keşfi ile geleneksel yazı formunun, önemli bir değişime uğradığı kabul edilmektedir. Geleneksel tipografinin yazıya yüklediği öncül amaç okunma misyonudur. Ancak bu misyonun Stephane Mallarmé’nin sembolist şiirlerinde uyguladığı, dizgenin yer değiştirmesi-hareketi düşüncesi ile yıkılmaya başlandığı varsayılabilir. Şiir ve edebiyat metinleri üzerinde yapılan denemeler, bugün grafik tasarımın aracı olan tipografinin, okunaklılığın dışında hissedilebilirlik, okunabilirlik düşüncesiyle oluşturulan deneysel tavrını açıklayabilir. Bu yazının amacı; tipografinin duygusunu resmetmeye yönelik deneysel tipografinin tarih içerisindeki retorik rolünü ele alan örnekler ile deneysellik tanımlarının ilişkisini ele almaktır.Item Modern Sonrası Sanatta Ve Grafik Tasarımda Zihinsel Tasarlanan Mekânlar(Asos Journal Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2019-01-25) Çulha, Dilek21. yüzyılda sanat ve tasarım içeriğinde mekân sadece fiziki alan olarak değil, aynı zamanda sosyal/kültürel/politik alanların belirlediği zihinsel algıları açığa çıkaran alan olarak da anılmaktadır. Denebilir ki; fiziki işlevinin dışında düşünceler mekânı oluşturmakta ve mekâna yeni işlevler, anlamlar, düşünsel temsiliyetler yüklemek-tedir. Bu nedenle, sanat ve tasarımın varlık bulduğu yer olarak mekân, günümüzde sanatçı-tasarımcı için var olan yüzeylerin de dışında deneyim, temsil, imge, işaret ve gösterge, olarak yeniden şekillenebilmektedir. Bu dönüşümü sağlayan beden olarak öznenin varlığıdır. Böylece mekân ile ilişkilendirilen düşünsel yapılanmayı açığa çıkarak özne ile anlamlar, duyumlar, hayal gücü gibi sınırları zorlayan soyut kavramların ortaya çıkması sağlanmış olur. Bu yazının kök düşüncesi, sanatta ve tasarımda mekân dendiğinde fiziki alanın yanı sıra, öznenin ve teknolojinin deği-şimin koşullarına bağlı olarak ortaya çıkan soyut-düşünsel algı mekânlarının varlı-ğına da işaret edebilmektir.Item Post-Yapısalcı Argümanlar Ekseninde Müellif ve Sanat Nesnesi(Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2014-06) Çulha, DilekPost-yapısalcı argümanlar ekseninde, müellif ve sanat nesnesi adlı bu metinde; yapısalcıların kurduğu sistematik dizgenin, ‘ben’ ile ilişkisini söküme uğratma çabaları ile sanatta ‘ben’in konumlandığı yer olan müellif/sanatçı/yazar’ın yokluğunda sanatın ne’liği sorunsalını ilişkilendirerek ele alınmıştır. Yapısalcıların dil-söz üzerinde kurdukları “ben” tanımlarının özerkliğini olumsuzlayan postyapısalcı argümanlar, temelde ‘merkezi benlik’üzerine konumlanan bir yapıyı reddeder. Bu durum, sanat tartışmalarında müellif sorunsalı olarak ele alınmakta ve felsefi açıdan irdelenebilmektedir. Bu metin, sanatçı ve yapıtı birbirinden ayırmak suretiyle sadece sanat yapıtına yönelmemekte, aynı zamanda sanatçının sanat işlerini bilinç/bilinçdışı müdahalelerle simgeleştirdiği anlamlandırmalara da karşı çıkmakta ve ona bahşedilen özerklik statüsünü de sorgulamaktadır. Müellifin ölümü, sanat yapıtlarının ‘ben’lik üzerine kurduğu tekilliği yıkmak ve post-yapısalcı argümanların söylem-metin ekseninde kurduğu hegemonyanın tekilliğini yıkmak ile eşanlamda açıklanabilir. Özellikle sanat tarihinde, müellif sorgulamasında önemli bir yere oturan Marcel Duchamp’ın ‘Fountain’çalışması ile beliren süreç, Sherrie Levine ile bir yeniden üretim olarak müellif sorunsalına dönüşecek; Yves Klein, Robert Rauschenberg ve Ben Vautier’in yapıtlarında ‘ben’lik sorunsalına olan yaklaşımlarla müellif ve sanat nesnesi sorunsalı içeriğinde incelenecektir.Item Post-Yapısalcı Yazın ve Sanat İlişkisinde; Yazıyı Paranteze Almak(Nişantaşı Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2013) Çulha, DilekBu araştırma, öncelikle yapısalcıların dil üzerine kurduğu hiyerarşiyi söküme uğratan Jacques Derrida’nın görüşlerine dayanmaktadır. Özellikle yapısalcı Ferdinand de Saussure’ün ikili karşıtlıklar üzerine sistemleştirdiği dilbilim anlayışı, söz-yazı karşıtlığı çerçevesinde incelenmiştir. Derrida, geleneksel otoritenin kurduğu bu ikili karşıtlıkların hiyerarşisini ‘différance’ kavramı ile söküme uğratır. Bu bağlamda, 1960’lı yıllardan günümüze kadar sanat yapıtlarının nesnesi biçiminde ele alınan ‘dil’, ‘sözcük’, ‘metin’, ‘yazı’ ile ‘mevcudiyeti’ sorunlaştıran Kavramsal sanatçıların (Joseph Beuys, Joseph Kosuth, Art and Language (Sanat ve Dil) sanat grubu, Sol LeWitt ve Jenny Holzer) eserleri incelenmiş ve Derrida’nın ‘différance’ kavramı ile ilişkilendirilmiştir. Bu yaklaşım, post-yapısalcı argümanlar ekseninde sanat yapıtlarının konumlandığı düşünce biçiminin açımlanmasına olanak tanımaktadır.Item Stéphane Mallarmé’nin “Un Coup De Dés”, (Bir Zar Atımı) Adlı Şiirinin Tipografik Dili(İDİL Sanat ve Dil Dergisi, 2016) Çulha, Dilek;Stéphane Mallarmé, (1842-1898 Fransa) sembolist dönemin ilk akla gelen şairlerinden biridir. Onu döneminin üstünde algılanmasını sağlayan, geleneksel dize anlayışının keskin, tek ve değişmez yapısının karşısına, dizeyi ritim ve hareket ile kavramlaştıracak tipografik denemelerle kurgulamasıdır. Mallarmé’nin şiiri ile başlayan şey’in kendisinin değil, yarattığı etkiyi yansıtmak düşüncesi, doğrudan grafik tasarımın düşünceye biçim kazandırmak görüşüyle örtüşmektedir. Bu nedenle Mallarmé’nin, “Un Coup de Dés”, (Bir Zar Atımı) adlı şiirinde geliştirdiği, yazıya ses veren, sesi harflerle niteleyen, söz ile anlamı birbiriyle çatışmaya sokan deneyselci tavrı, doğrudan grafik tasarımın tipografi tanımlarıyla açıklanabilir. Bu bağlamda, Mallarmé’yi grafik tasarım çerçevesinde incelememize olanak tanıyan kuramcı Jacques Ranciére okumaları, sanat ve tasarımın ortak düşüncelerini ilişkilendirmemize kılavuzluk edecektir.Item Bir Tipografi Ustası Olarak Neville Brody’nin Tasarım Anlayıı(Gazi Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Sanat ve Tasarım Dergisi, 2013) Çulha, DilekÇafdae grafik tasarımın en önemli isimlerinden biri olan Neville Brody, özellikle tipografiye getirdifi yeni bakıe açısıyla günümüz grafik tasarımının kurucusu olarak kabul edilmektedir. Özellikle The Face ve Arena dergilerinde yaptıfı sanat yönetmenlifi; Cabaret Voltaire ve Clock DVA gibi gruplar için hazırladıfı albüm kapaklarıyla ünlenen Brody, çok sayıda font tasarlamıetır. Neville Brody’nin sorunun çözümüne uygun font tasarımları üretmesi, O’nu sayısal font tasarımcıları arasında da önemli bir yer edinmesini saflamıetır. Onun tipografi alanındaki bu öncülüfü, tipografinin sınırlarını zorlayan deneysel yazı karakterleri ve afieleri toplayıp düzenli olarak yayınlayan ‘Fuse’ dergisi gibi günümüz ielerinde de kendini ortaya koymaktadır.